• Anasayfa
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/95802915423/?fref=ts
ANA MENU
UFO VİDEOLARI
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam127
Toplam Ziyaret322308
ORİON - MUFON


ORİON UFO RESEARCH CENTER



(MUFON) MUTUAL UFO NETWORK



DÜNYA UFO GÜNÜ 2016

2 Temmuz 2016 Dünya UFO Günümüz Kutlu Olsun

51. Bölge

51. BÖLGE

( Area – 51 )

   UFO’ların varlığına kaynaklık eden en önemli olaylardan biri de, ABD’de yer alan 51. Bölge adı verilen gizli askeri üs ve burada gerçekleştirilen gizli çalışmalardır. Anlatılanlara göre bu gizli üs, UFO gözlemlerinin en yoğun yaşandığı noktalardan bir tanesidir. Çalışır halde bulunan UFO’ların sıkça gözlemlendiği, gerek yerel halkın iddialarında, gerekse üst düzey yöneticilerin raporlarında sıkça yer almaktadır.  Bu iddiaları asıl destekleyen kişi ise,    “ Uçan daire içi sistem mühendisi ” olarak çalıştığını söyleyen üssün  eski çalışanı Robert Bob Lazar’ın iddialarıdır.

     Resmi Tanık : ROBERT BOB LAZAR

    1989 yılında Lazar’ın ortaya attığı iddialara göre, 51 adı verilen bu gizli üsse izinsiz girmenin ve çıkmanın cezası ölümdü. Groom Gölü (Groom Lake) Hava Kuvvetleri Üssü, diğer bir adıyla “ Dream Land ” ( Düş Ülkesi ), Nevada’nın geçit vermeyen sıradağları ile çöl arasına kurulmuş dev, gizli bir üstür. 51. Bölge, Las Vegas’ın 153 km. kuzeyinde, Groom Lake yakınında olup Nevada Test Sahası ve Nellis Hava Kuvvetleri Sahası ile çevrelenmiştir. En yakın yerleşim birimi, hemen kuzey sınırında bulunan Rachel kasabasıdır. 51. Bölgenin içinde bulunduğu arazi 940 km2’dir.

    Resmî kaynaklarda 51. Bölge olarak bilinen bu bölgenin adı, bir haritadan esinlenerek konmuştur. 40 yıldır var olan ve milyonlarca dolar ödenerek halktan gizlenen bu gizli üs, resmî bilgilere göre eskimiş halde bulunan SR71 Blackbird, casus uçakları ve F117 Stealth savaş uçaklarının saklandığı, sıradan bir hava üssü olarak belirtilmektedir. Ama son zamanlarda üssün, TR3A tatbikat uçakları ve " Aurora ” olarak bilinen en son Stealth projesi için kullanıldığı söylentileri de yayılmaktadır.

    Üssün çevresinde yaşanılan alışılmamış olayların gözlemlenmesi tüm dünya basınının dikkatini bu bölgeye çekmiştir. Gerçekten normal uçaklara hiç benzemeyen, alışılmışın dışında manevralar yapan disk biçimli, bir anda gözle görülüp, aniden kaybolan, bu garip nesneler bir çok defalar gözlemlenmiş ve kameralarca görüntülenmiştir. Elde edilen görüntülerin incelenmesi sonucunda, görüntülenen nesnelerin kesinlikle dünya yapımı bir teknolojiye ait olmadığı ve bizim uygarlığımızdan yüzyıllarca ilerde olduğu çok net bir biçimde anlaşılmıştır.  Daha sonraları gökyüzünde dolaşan, üstün yetenekler sergileyen, bu garip nesnelerin bir parçada olsa deşifre olması, dünya UFO araştırmacılarının ve TV ekiplerinin bu gizli üssün yakınlarına akın etmelerine sebep oldu. Üste çalışan askerî yetkililer, bu durumu hiç hoş karşılamadığından dolayı üssün çevresini, bir araba plakasını birkaç mil uzaktan okuyabilen yüksek güçte TV kameraları, sınırın kenarına yerleştirilmiş, geçen araçları denetleyen hareket alıcıları ve devriye gezen güvenlik bekçileriyle çevrelemek zorunda kalmışlardır.

    SINIR DEVRİYELERİ ( Commo Dudes ) : Commo Dudes takma adıyla anılan bu kimseler bu gizli üs etrafında devriye gezen, her türlü yetkiye sahip kim oldukları ve ne oldukları bilinmeyen, gerektiğinde rahatlıkla kaba güç kullanabilen özel sınır devriyeleridir. Kimsi görevliler bölge etrafında tebdil-i kıyafet gezerken kimisi de üniformalarıyla görev yapmaktadırlar. Devriye görevlerinde kullandıkları araçları ise beyaz Cherokee jeep’tir.  Sınıra birkaç mil bile yaklaşan herkesi yakından izlerler.

   Bölgedeki bazı tehlikeler : En büyük tehlike, tel örgülerle çevrilmiş askeri bölgeden bilerek yada bilmeyerek geçmektir. Eğer bu geçiş sırasında yakalanırsanız hemen 600 dolar para cezasına çarptırılırsınız. Bu işin görünen yüzüdür sadece. Bölgeyi geçmeye teşebbüs edipte vurulan ve ölenlerin sayısı da hiç de az değildir. Bunlar içerisinde bir daha  kendisinden haber alınamayanlarda bulunmaktadır. 

   Bölge sınırına yaklaşılan her noktada  “ YASAK BÖLGE !, GEÇİLMEZ !, ASKERİ ALAN !” levhaları yer almaktadır. Sınırı iyi tanımadan buralara yaklaşmak bile çok tehlikelidir.  Çöllük arazi içinde kaybolup, susuzluktan ölmek gibi bir takım tehlikelerde bu bölgede bulunmaktadır. 

   51. Bölge adı verilen bu gizli hava üssü ile ilgili en çarpıcı rapor, 1988-1990 yılları arasında Galileo ismiyle bilinen gizli bir projede “ sistem mühendisi ” olarak çalışan Robert Bob Lazar’dan geldi. Lazar, dünya dışı 9 uzay aracının üssün S4 adı ile bilinen bir bölümünde saklanarak incelendiğini iddia ediyordu. Lazar’ın iddialarına göre bu dokuz uçan daire, dağların içine oyulmuş, özel odacıklardaki büyük çengellere yerleştirilmişti. Araçların kapıları hariç, diğer yüzeyleri ise fark edilmesinler diye mağaranın rengi ile aynı renge boyanmıştı. Lazar, bu üste dünya dışı teknolojiyi keşfetmek için nesneleri ayırmaktan sorumlu sistem mühendisi olarak görevli bulunmaktaydı.

   Anlattığına göre, üste çalışmaya başladığı günden ayrılana kadar her hareketi silahlı güvenlik güçleri tarafından adım adım izlenmekteydi. Fakat, bir fırsatını bulup 4,5 metre yüksekliğinde ve 18 metre çapında bir yetişkinden daha çok, bir çocuk için dizayn edilmiş uzay araçlarından birine girdiğini iddia ediyordu. Araç, metalik yapıda olmasına rağmen kaynak yerlerini görmüyordu. Bu nesnenin elektrik düzeni, bizim havacılık teknolojimizden çok çok ileri bir düzeydeydi. Lazar, yaptığı işin detaylarını laf arasında bazı yakın arkadaşlarına anlatmıştı ve arkadaşlarını uzay araçlarının test uçuşlarının izlenebildiği üssün bir bölümüne götürmeye başlamıştı. İzinsiz giriş çıkışlarının birinde güvenlik devriyesi tarafından tutuklandı. Uzun süreler sorguya çekildi. Öldürülme tehdidi ile göz dağı verilerek, tekrar serbest bırakıldı.

   Olayların hızla birbirini takip ettiği bu sıralarda günümüzden tam 2 ya da 3 yıl önce ABD Hava Kuvvetleri, Groom Gölü’nü halkın görüşünden uzak tutmak için çevresindeki 4500 hektarlık boş araziyi satın aldı. Üssü gözlemek için en yakın nokta 25 ila 30 mil uzaklıkta kalıyordu. Bu açıdan da net görüntü elde etmek imkansız gibiydi. Şu an gerek basınla, gerek yetkili mercilerden elde edilen bilgilere göre 51. Üs adlı bir bölgenin 94000 hektarlık araziye sahip olduğunu açıkça görmekteyiz. Üssün adının şu an bile haritalarda yer almaması, bizlere buranın gizli bir üs ya da dünya dışı bir sırrı saklamak için kullanılan bir merkez olduğu izlenimini vermektedir. Geçen birkaç yıl içinde çekilen Rus uydu fotoğraflarında 9500 metre uzunluğuyla dünyanın neredeyse en uzun uçuş pistinin burada olduğu kanıtlanmıştır. Diğer uydu fotoğraflarında da alışılmış yapıların dışında sıra dışı teknolojik mimarilerinde yer aldığı görülmüştür.

    Sıra dışı teknolojik mimari yapıların dışında ilginç teknolojik aletlerde  burada sıra dışı bir takım olayların döndüğünün en önemli kanıtlarından biridir. Dünya basınının önde gelen habercilerinden ve araştırmacılarından oluşan bir grup televizyoncu bölge içinde yer alan bazı sıra dışı araçların ve aygıtların fotoğraflarını çekmeyi başarmışlardır.  Görüntülenen bu ilginç teknoloji ürünü aygıtların hangi amaçlarla buralara konulduğu şu an bile bilim çevrelerince açıklana bilmiş değildir. Tabi ki akıllara takılan en önemli sorulardan biri ise bu son teknolojini ötesi aygıtların kim yada kimler tarafından nasıl inşa edildikleri meselesidir.

   Günümüz bilim adamları ve askeri yetkilileri bile bu sıra dışı, teknoloji harikası araçların ve aygıtların bilimsel bir açıklamasını yapamamaktadırlar.

   Görmekte olduğumuz bu radar yada uydu vericisi benzeri aygıt bu gizli bölge de görüntülenen  ve halen sırrı çözülememiş  aygıtlardan yalnızca  bir tanesidir.  Yapısı itibari ile şöyle bir göz attığımız da zihnimizde bu aygıtın daha çok uzaya sinyal yollamak yada oradan sinyal almaya yarayan bir araç olduğu izlenimi uyanmaktadır.

   Aşağıda ki fotoğraflarsa Rus uydularınca görüntülenen üsse ait bazı görüntülerdir.  Üsle ilgili ilk göze çarpan nokta  9500 kilo metrelik  dünyanın en büyük özel iniş pistidir.  Yer altına ve üstüne inşa edilmiş bir çok hangar da burada göze çarpan en önemli hususlardır. Diğer görüntülerde spor alanları, havuzlar, sırrı çözülememiş aygıtlar, askeri tesisler, her çapta taşıma, ulaşım ve savaş araçları rahatlıkla görülmektedir. 

  

   Yeraltına açılan girişlerin, bu dev komplekste büyük bir yer kapladığı ve uçuş yapan bu garip nesnelerin bu giriş kapılarından giriş çıkış yaptıkları elde edilen görüntülerce de kanıtlandıysa da, yetkililer bu fotoğrafları da umursamadılar ve yorumsuz kalmayı tercih ettiler. Yine bu üsle ilgili örtbas kampanyaları devam ederken, Lazar’a göre dev hangarlarda UFO benzeri uçan disklerin deneyleri yapılıyor ve uçuş prensipleri deneniyordu. Hatta Lazar, disklerin uçabilmesi için üste çalıştığı yıllarda adına “Yerçekimi Amplifikarü” denen bir aygıt geliştirmişti. Yapılan bu aygıtın planları, dünya dışı canlılar tarafından hazırlanmış ve Lazar’a sunulmuştu.

   Üste iki ana model UFO’nun bulunduğunu, birisinin isminin “ Omicron ”, diğerinin adının ise “ Delta ” olduğunu ifade ediyordu.

Omicron adı verilen UFO ; bir gezegen veya bir yıldız çevresinde kısa yolculuklar yapabilen bir diskti.

Delta adı verilen UFO : ise uzay – zaman alanları içerisinde hareket edebilen ve bu biçimde yıldızlar ve galaksiler arası yolculuk yapabilen, olağanüstü bir araçtı. Ayrıca Delta ve Omicron’un tüm özelliklerini bünyesinde barındıran üçüncü bir UFO’da bu komplekste yer almaktaydı.

   Robert Bob Lazar, dünya dışı canlıların ikili bir yıldız sistemi olan Zeta Reticuli yıldızının 4. gezegeninden geldiklerini iddia ediyordu. Lazar’a göre dünya dışı bu varlıkların boyları, 1 – 1,5 metre arasında, ağırlıkları 15 ila 30 kg arasında değişen,  yürümeleriyle de yürümeye yeni yeni başlayan bir çocuk görünümündeydiler. Bu varlıklar, büyük başlara sahip, her yönü rahatlıkla görebilen, badem biçimli kocaman, simsiyah gözleri olan genelde saçsız canlılardı.

   Mavi renkte, tek parça, tayt benzeri bir üniforma giyiyorlardı. Lazar’ın UFO’ların çalışma prensipleri ile ilgili ifadeleri oldukça ilginçti. UFO’ların reaktörlerinin benzin benzeri bir yakıtla çalıştığını söylüyordu. Lazar’ın iddiasına göre çok yüksek oktanlı ve petrolden olmayan, atom sayısı 115 olan bir elementten üretiliyordu. Fakat bu element, bizim kullandığımız periyodik tabloda bulunmuyordu. Element 115’in bilinen elementler gibi tek yönlü değil, iki ayrı amaçla kullanılabilen bir element olduğunu belirtiyordu. Bu element, daha çok yanık turuncu renginde olup, çok yumuşaktır. Öyle ki, tırnağınızla üstüne çentik bile atabilirsiniz. Ancak, çok ağırdır. Ağırlığı 223 gramdır.

   Yazar Whitley Strieber yeni kitabı “ Breaktrough ”da konuyla ilgili oldukça ilginç yaklaşımlarda bulunuyor ve 51. Bölge’de dünya dışı bir saldırıya yönelik savunma silahlarının geliştirildiğini yazıyordu.

51. BÖLGEDE YAŞANAN GİZLİ ÇATIŞMA

     Bazı kaynaklara göre, 51. Bölgedeki üs’de 22 ye­raltı seviyesi bulunmaktadır. Bu tesisin güneybatıdaki diğer tesislerle, yeraltı tünelleri vasıtasıyla bağlantıları  vardır. Bu üs’de “Zihin Kontrol Işın Silahları” da geliştirilmek­teydi. Üs, Kongre’nin, Başkan’ın ve ABD Hava Kuvvetle­rinin denetimi dışındadır. Bilderberg -CFR- Trilateral Komisyon (Tek Dünya Hü­kümeti) Yeni Dünya Düzeni gibi farklı isimlerle anılan giz­li bir çete, askeri endüstriyel kompleks içinde faaliyet gös­termekte ve yeraltı üslerini kontrol etmektedir. Bu güçlerin hedefi dünya çapında egemenlik kurmaktır. (Yani tek  dünya hükümeti).


     William P. Lear, CIA için bütün dünyada gizli misyonlar gerçekleştirmiş bir pilottu.1986 yılında Lear, bir UFO’nun İngiltere’de askeri üsse indiğine şahit olan bir ABD Hava Kuvvetleri mensubu ile tanıştı. Lear, onun an­lattıklarından sonra, DDB-V’larla ABD hükümeti arasında bir anlaşma yapıldığına inanmaya başladı. Lear’a göre, 1969-1971 yılları arasında “uzaylı ziyaretçiler” ile Majes­tic-12 Komitesi arasında bir anlaşma yapılmıştı, ileri teknoloji transferi karşılığında, hükümet süregelen “insan kaçırmalar”a göz yumuyordu. “Kaçırmalar” insan-uzaylı melezi yaratmak için yürütülüyordu. Uzaylılar kurbanlarının vücu­duna yerleştirdikleri yapay cisimlerle (Mikroçip)’lerle kontrol ediyorlar, bazen de insanların organlarını çıkararak, kendi bozuk sistemlerini yenilemek için kullanıyorlardı. İstenilen etki, kaçırılanlardan alınan enzim veya hormonun, hidrojen peroksitle karıştırılmasıyla elde edilen solüsyonun, uzaylıların bedenlerine enjekte edilmesiyle sağlanıyordu.

    Lear’a göre, 1956 yılında Çavuş Jonathan R. Louette, White Sands Füze Deneme alanından disk şeklindeki bir araç tarafından kaçırıldıktan üç gün sonra bedeni aynı sığır­lar gibi parçalanmış bir vaziyette bulunmuştu. Bu operasyonlar yeraltındaki laboratuarlarda (Bunlardan biri Groom Lake 51. Bölgede bulunuyordu.) ve kurban da­ha canlı iken gerçekleştiriliyordu. 1979-1983 yılları arasın­da MJ12, olayların planlandığı gibi gitmediğini fark etti. 1979′da durumu araştıran bir gurup, New Mexico Dulce’deki CIA-uzaylı yeraltı kompleksinde, uzaylılar tarafından tuzağa düşürüldü. Rehineleri kurtarmak için özel bir askeri birlik yollandıysa da çıkan çatışmada 66 asker öldü.


( Eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger - Eski CIA Direktörü Richard Helms - Eski Milli Güvenlik Bakanı  Bobby Roy Inman )                           

     Bu felaketten sonra, MJ 12′nin günümüzdeki üyeleri (Üyeler arasında o zamanki Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, eski CIA direktörü Richard Helms ve eski Donanma istihbarat ve Millî Güvenlik Ajansı Başkanı Bobby Ray Inman bulunuyordu.) durumu kamuoyuna açıklamak istediler. Fakat üyelerin çoğu böyle bir açıklamanın toplu bir halde paniğe yol açacağını düşünerek, onun yerine DDB-V’a kar­şı etkin bir silâh geliştirmeye başladılar. “Strategic Defense Initiative” (SDI) denilen “Yıldız Sa­vaşları Projesi,” bu amaçla geliştirilmişti.

      Gerçekte bu projenin Rus füzelerine engel olmak gibi bir amacı yoktu!

    lginçtir ki, Başkan Kennedy de uzaylılarla yapılan anlaşmayı halka açıklamak isterken (Şoförü tarafından) vurulup öldürülmüştü. CFR tarafından kontrol edilen “Gölge Hükümet” Kennedy’nin ölümünden sorumlu idi. İddialara göre, “Raptiye Operasyonu” ile 2. Dünya Sa­vaşı sonunda Almanya’dan Amerika’ya getirilen doktorlar ve bilim adamları “Zihin Kontrol “Genetik Mühendisliği” ve Antigravitasyonel uçan disklerin yapımıyla uğraşmışlardı. 51. Bölgede bir “Frankestein” fabrikası kurulmuş ve genetik mühendisliğinin ürettiği yaratıklar ortaya çıkarılmıştı.

     Bun­lardan “Chupacabra” denilen vampir yaratık, Porto Rico’dan Mexico’ya, Oregon’dan Florida’ya her yerde görül­müştü. (Son yıllarda Şili’de ortaya çıkmıştır.) Bu yaratığa Created Reptilian Alien Vampire Engineered Species “(CRAVES)” “Genetik değişime uğratılmış sürüngen-uzaylı vampir türü” deniyordu. “Chupacabra” insanları uzaylı is­tilası “senaryolarına hazırlamak için ortaya çıkarılmıştı. (Bu sürüngenimsi canavar ile halk arasında bir panik yaratmak ve onların “Yeni Dünya Düzeni” ni daha kolay kabul etmeleri isteni­yordu.) Aslında amaç, halkın Tanrıya ve egemenliğe olan inancını yok etmek ve global bir hükümete yol açmaktı.